Mersin'e Hoşgeldiniz Güncelleme Tarihi: 19 Temmuz 2019

Mersin'e Hoşgeldiniz





 MERSİNİN TARİHÇESİ

Akdeniz’in en sulak ve verimli topraklarından olan Çukurova, toprağı işlemeyi öğrenen insanlığın ilk yerleşim yerlerinden biriydi. Üstelik tarıma elverişli bu büyük ovanın hemen yanı başında ormanlar başlıyordu. Antik çağdaki adı Kilikia olan bölgede insan yerleşimi Yeni Taş Çağı’na kadar uzanmaktadır. Gözlükule ve Yumuktepe olarak bilinen höyüklerde yapılan kazılarda elde edilen buluntular sadece yörenin değil tüm insanlık tarihinin aydınlatılması için çok değerli bilgiler içermektedir. Kentin kuzeyindeki Yumuktepe höyüğünde yapılan kazılarda birçok katman ortaya çıkarılmış. Bunların en eskisi, M.Ö. 6300’lere, en yenisi ise Selçuklu dönemine dayanmaktadır. Kazılardan çıkarılan eserler, Adana Arkeoloji Müzesi ve Mersin Müzesi’nde sergilenmektedir. Mersin’in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, göçmen bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapıyor ve adını da bu aşiretten alıyor. Özellikle Amerika iç savaşı sırasında dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova’da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866’da demiryolu ağına bağlanması, Mersin’in kaderini değiştiriyor. Bu dönemde Mersin hızla, Çukurova’nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline geliyor.
Şehrin bugünkü durumuna gelmesinde, şu anda çok küçük bir azınlık olsalar da Hıristiyan Levantenlerin önemi yadsınamaz. Şehirde halen Levantenlere ait iki kilise bulunmaktadır: Bunlar; Latin-İtalyan Kilisesi ve Arap-Ortodoks Kilisesi.

Mersin sanayi, ticaret, tarım ve turizmi birleştiren ve hızla büyüyen bir kenttir. Aynı zamanda bir liman kenti. Bereketli Çukurova’nın tarım ve sanayi ürünleri Mersin Limanı’ndan ihraç edilmekte ve Tarımın ve sanayinin ihtiyacı olan ithal ürünler de yine bu limandan girmektedir.Batısı Türkiye’nin ve Akdeniz’in en parlak turizm merkezi Antalya, doğusu tarım ve sanayi yöresi Adana ile çevrelenen ilin güneyi boydan boya Akdeniz; kuzeyini ise Anadolu ankarasından Toros sıradağları ayırmaktadır. Tarihin eski dönemlerinde olduğu gibi Akdeniz’in büyük limanlarından birisi ve bir deniz ticaret merkezidir Mersin.



Mersin’e gitmek için yaza kadar beklemenize gerek yok. Hatta yaz sezonu dışında yola çıkarsanız daha bile iyi olabilir çünkü Mersin’de gezilecek yerler o kadar çok ki, sıcaklar yüzünden gidip de görememek bir pişmanlık yaratabilir. Bizden söylemesi.

Antik Kentler Diyarı
Hititler’den Roma ve Bizans İmparatorluğu’na, oradan da Karamanoğulları ve Osmanlı’ya kadar uzanan bir geçmişi ver Mersin’in. Tarih kitaplarında okuduğumuz neredeyse bütün büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması başlı başına heyecan verici bir durumken, bir de bu medeniyetlerin doğup büyüdüğü tarihi yerleri ziyaret edebilmek ayrıca özel kılıyor.
mersinde gezilecek tarihi yerler (3)Hemen Silifke merkezinin yakınında bulunan sütunlu yolu izleyin ve karşınıza Zeus Tapınağı çıkacak. Yüzlerce yıllık geçmişine rağmen hala tarihin izlerini sürebileceğiniz bu yapının yanında, Roma Tapınağı da Silifke’de görülecek yerler listenizin başında yer almalı.
mersinde gezilecek tarihi yerler (8)
Biraz batıya doğru yol aldığınızda ise “güneş” anlamına gelen Soloi Liman Kenti karşınıza çıkacak. Rodoslular zamanında önemli bir merkez olan bu limanda hala daha ayakta duran sütunları, hamam ve su kemerlerini ziyaret edebilirsiniz.

Kenti Çevreleyen Kaleler
Bir medeniyet gitmiş, diğeri gelmiş ve her gelen topluluk kendini korumak için kaleler inşa etmiş. Şehrin en göz alıcı kalesi ise kuşkusuz Belenkeşlik Kalesi. Kız Kalesi olarak da bilinen ve bir ada üzerinde yer alan bu mimari harikası, Soğucak Yaylası’nın hemen yakınında bulunuyor.

mersinde gezilecek tarihi yerler (5)Diğer görmeniz gereken kaleler ise Korikos Kalesi, Silifke Kalesi ve Mut Kalesi. Aslen bir anıt mezar olan, yüksek Mezgit Kalesi ise kendine hayran bırakan tasarımıyla hala oldukça etkileyici.
mersinde gezilecek tarihi yerler (6)

Kayalardan Fışkıran Tarih
Bazen insanlar tarafından, bazen de bizzat doğanın müdahalesiyle şekil değiştirmiş kayaları vardır Mersin’in. Kimisi adam formuna bürünüp sizi karşılar, kimisi de cennet ve cehenneme açılır.
mersinde gezilecek tarihi yerler (7)
Silifke’de Şeytan Deresi vadisine vardığınızda, karşınızda duran dağlarda M.S. 2. yüzyıldan kalma, kadın, erkek ve hayvan figürlerinin işlendiği adam kayalarını göreceksiniz. Cennet ve Cehennem Mağaraları ise yüz yıllar önce yapılmış olan antik kiliseyi, gizemli bir dereyi ve göz alıcı manzarayı beraberinde getiriyor.

İnanç Kapıları
Mersin’in iddialı olduğu bir nokta da dinler. Hem Hıristiyan hem de İslam dünyası için oldukça önemli yerlerini bünyesinde topluyor. Hz. İsa’nın havarilerinden olunan St. Paul’ün evi, Azize Tekla’nın sığındığı ve daha sonra kiliseye çevrilen mağara, Hıristiyanlığın kutsal kabul ettiği merkezlerdir ve Mersin Hac Yolu üzerinde bulunur.
mersinde gezilecek tarihi yerler (4)
Tarsus merkezde yer alan ve Cami-i Nur olarak da bilinen Ulu Camii, Selçuk-Osmanlı mimarisinin muhteşem bir örneğini sergilemektedir. Babil Kralı’nın azabından kaçan Danyal Peygamber’in makamının yer aldığı Makam-ı Şerif Camii de, yine Tarsus’un önemli tarihi merkezleri arasındadır. Yedi Uyurlar’ın sığınıp 300 yıl süreyle uykuya yattığı Eshab-ı Kehf Mağarası ise mutlaka ziyaret edilmesi gereken noktalar arasında.

Paylaş